Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bedavacı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse, beleşçi, abacı, lüpçü


bedavacılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedavacı olma durumu, beleşçilik, lüpçülük


bedavadan
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bedava olarak, cabadan, bedava, bedavasına, bedavaya

Örnek:

1. Bedavadan konduklarını elinden aldıkları zaman niçin kendini kayıpta görüyorsun?

1. Bedavadan konduklarını elinden aldıkları zaman niçin kendini kayıpta görüyorsun?


Telaffuz : beda:vadan

bedavadan ucuz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çok ucuz


bedavalaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedavalaşmak durumu


bedavalaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bedava duruma gelmek


bedavalık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedava olma durumu


bedavasına
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bedavadan


Telaffuz : beda:vasına

bedavaya
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bedavadan


Telaffuz : beda:vaya

bedayi

İlgili Kelimeler:

darülbedayi

Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Estetik yönü ağır basan güzellikler


Lisan : Arapça bedāyiʿ

Telaffuz : beda:yi:

bedbaht
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Mutsuz, bahtsız, talihsiz

Örnek:

1. Kocasının akşamcılığından manen ve maddeten bedbahttı.

1. Kocasının akşamcılığından manen ve maddeten bedbahttı.


Lisan : Farsça bed + baḫt

bedbaht etmek
Anlamı:

1. üzmek

Örnek:

1. Çoğu zaman ben, kendimi mesut edeyim derken başka birini bedbaht ediyorum.

1. Çoğu zaman ben, kendimi mesut edeyim derken başka birini bedbaht ediyorum.


bedbaht olmak
Anlamı:

1. üzülmek

Örnek:

1. Bunları yener, bahtiyar yahut bunlara yenilir, bedbaht olurlar.

1. Bunları yener, bahtiyar yahut bunlara yenilir, bedbaht olurlar.


bedbahtlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Mutsuzluk, bahtsızlık

Örnek:

1. Arkasındaki bütün ömrünün bedbahtlığı suratına doluştu.

1. Arkasındaki bütün ömrünün bedbahtlığı suratına doluştu.


bedbin
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Kötümser

Örnek:

1. Onu tanımasaydım insanlık hakkında bedbin bir fikir taşıyarak hayattan geçecektim.

1. Onu tanımasaydım insanlık hakkında bedbin bir fikir taşıyarak hayattan geçecektim.


Lisan : Farsça bed-bīn

bedbin etmek
Anlamı:

1. üzmek, karamsarlığa sokmak, ümitsizliğe düşürmek


bedbin olmak
Anlamı:

1. üzülmek, karamsar olmak, ümitsizliğe düşmek

Örnek:

1. Annemin İstanbul'a indiği günler bedbin oluyordum.

1. Annemin İstanbul'a indiği günler bedbin oluyordum.


bedbinleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedbinleşmek işi


bedbinleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kötümserleşmek, kötümser olmak, karamsar olmak


bedbinleştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bedbinleştirmek işi


bedbinleştirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Kötümser, karamsar duruma getirmek


bedbinlik
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Kötümserlik

Örnek:

1. Bu meyusiyet ve bedbinlik gecesini muhteşem bir sabah takip edecekmiş!

1. Bu meyusiyet ve bedbinlik gecesini muhteşem bir sabah takip edecekmiş!


beddua
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış


Lisan : Farsça bed + Arapça duʿā

Telaffuz : beddua:

beddua etmek
Anlamı:

1. ilenmek, intizar etmek

Örnek:

1. Şaban da elinde olmaksızın çocuktan söz ederken kendi karısına beddua ediyordu.

1. Şaban da elinde olmaksızın çocuktan söz ederken kendi karısına beddua ediyordu.


beddua sinmek
Anlamı:

1. ilencin tutması yüzünden birinin işi sürekli ters gitmek


Ön Takı : (birine)